Mersin'deki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

İMPARATORLUKTAN CUMHURİYETE BİR TÜRK AYDINI

4 Aralık 2019 Çarşamba 10:43
Seyhan Çağlar Emen
       Yusuf AKÇURA, Osmanlı’nın yetiştirdiği son dönem aydınlarındandır, aslen Kazan Türklerinden olup İdil (Volga) nehri üzerindeki Sımbır şehrinde doğmuştur. Dedesi  Süleyman Bay zengin bir tekstil  sanayicisidir, Süleyman Bay,  ölünce ailesine birçok fabrika bırakmıştır. Süleyman Bay’ın oğlu Hasan Bay, iki defa evlenmiş, ikinci eşi Banu hanımdan  oğlu Yusuf dünyaya gelmiştir. Hasan Bay, 1878 yılında vefat edince kendisi de zengin bir ailenin kızı olan Banu hanım ve oğlu Yusuf  servetlerini  kaybetmişler. Kazan’da o yıllarda Türkler,  zengin kişilere Bay adını verirlermiş.
       Banu Hanım ve oğlu Yusuf, 1883 yılında İstanbul’a yerleşmişler, Yusuf, Mahmut Paşa Camii’nin yanındaki mektebe başlamıştır. Banu Hanım daha sonra Dağıstanlı Osman Beyle evlenmiştir. Osman bey üvey oğlu Yusuf’un yetişmesinde, milli ve dini terbiyesinde önemli rol oynamıştır. Yusuf AKÇURA, 1892 yılında Harbiye Mektebine girmiş, ikinci sınıfta öğrenci iken Türkçülük hareketlerine katılmaktan tutuklanmış, cezası bitince tekrar tahsiline devam etmiş, okulu bitirince Teğmen olarak orduya katılmıştır. Üsteğmen iken 84 arkadaşı ile birlikte Fizan’a sürgün edilmiştir. Ancak Fizan yerine Trablusgarb’da hapsedilmiştir, Sultan 2. Abdülhamit’in affıyla cezaevinden çıkmış, Trablusgarb’da Ahmet Ferit TEK ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyetinin bir şubesini kurmuştur. Daha sonra Yusuf AKÇURA, arkadaşları Ahmet Ferit TEK ve Zühtü Bey ile birlikte  önce Tunus’a, oradan da Paris’e kaçarak öğrenimlerine devam ettiler, Siyasi Bilimler Serbest Okulu’nda okumaya başlamışlardır. Bu okul, daha çok Doğu ülkelerinden gelen ayrılıkçı gençlerin okuduğu bir okuldur, Fransızlar bu gençleri kendi ülkelerine karşı kullanmak için piyon olarak seçiyor ve destekliyordu, Jön Türk denilen bu gençler görünüşte padişahı  aslında ise devleti yıkmaya çalışıyorlar, hınçak ve Taşnak komitecileri ile işbirliğinden çekinmiyorlardı.
       Yusuf AKÇURA, 1903 yılında Rusya’ya giderek, fikir çalışmalarına burada devam etti, Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük konularını ele aldığı “Üç Tarz-I Siyaset” adlı makalesini yazarak Kahire’de çıkan “Türk” adlı bir gazetede üç bölüm halinde yayınlamıştır. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a döndü, bir çok işte çalıştı, 1914 yılında Mülkiye Mektebi’nde tarih dersleri verdi,1917’de (Kızılay) Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin murahhası olarak Rusya’ya esir Türklerle haberleşme ve yardım maksadıyla İskandinavya’ya gönderildi, görevi sona erince tekrar İstanbul’a döndü ve Kurtuluş Savaşına katılmak için 1920 yılı Mart ayında gizlice Ankara’ya gitti, Sakarya Savaşına ihtiyat Yüzbaşı olarak katıldı. 1923 yılında İstanbul Milletvekili seçildi, 1925’de kurulan Ankara Hukuk  Fakültesinde siyasi tarih profesörlüğüne atandı, 1931 yılında Atatürk’ün direktifi ile  Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’ni kurmakla görevlendirilenler arasında yer aldı. Atatürk’ün ölümünden sonra  Ankara’da Etlik semtinde bir bağ evine yerleşerek  inzivaya çekildi, kendisini sürekli okumaya ve yazmaya  adadı, 11 Mart 1955 günü bir kalp krizi sonucunda vefat etmiştir.
       Yusuf AKÇURA’nın akranları idealist gençlerdi, gençliklerinin verdiği  tecrübesizlikle yanlış kararlar verdiler ve bu yanlış kararları uyguladılar,bir çoğu hain değildi, gafillerdi, onların gafletleri  aslında Türk milletine ve devletine zarar vermiştir.  Abdülhamit Han, bu gençler için bir Letonya atasözünü söylemektedir “ Gençler bilebilse ihtiyarlar yapabilse.” Bu tecrübelerden faydalanamadığımız için iki asırdan beri aynı sıkıntıları yaşamaktayız.  Millet olarak keşke okumasını, dinlemesini, görmesini, büyüklerin tecrübesinden ders çıkarmasını  ve  düşünmesini öğrenebilseydik hatalar çukurunda çırpınmazdık. Okumadan alim, yazmadan katip, doğuştan allame-i cihan olduk vesselam.    
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • SADRAZAM TALAT PAŞA 6 Ağustos 2020 Perşembe 12:27
  • PSİKOLOJİK SAVAŞ30 Haziran 2020 Salı 14:33
  • TARSUS TAYYARE CEMİYETİ20 Nisan 2020 Pazartesi 10:37
  • YAĞMUR’UN HATIRLATTIKLARI31 Mart 2020 Salı 15:47
  • ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE ŞİİRİ NEREDE VE NASIL YAZILDI24 Mart 2020 Salı 09:36
  • AMERİKA’DA YAPILAN SOYKIRIM18 Şubat 2020 Salı 11:46
  • LİBYA’DA BİR KAHRAMAN ŞEHZADE11 Şubat 2020 Salı 13:42
  • ARAP DÜNYASINDA BİR TÜRK BAŞBAKAN5 Şubat 2020 Çarşamba 12:40
  • BİR ZAMANLAR SİNEMALARIMIZ VARDI21 Ocak 2020 Salı 09:58
  • 1923 YILINDA ÜLKEMİZİN DURUMU11 Aralık 2019 Çarşamba 14:05
  • İMPARATORLUKTAN CUMHURİYETE BİR TÜRK AYDINI4 Aralık 2019 Çarşamba 10:43
  • ATATÜRK’ÜN CENAZE NAMAZI NEREDE VE NASIL KILINDI?12 Kasım 2019 Salı 15:29
  • ATATÜRK VE ADİLE HALA ( ADİLE ONBAŞI)5 Kasım 2019 Salı 13:47
  • GAZİ ALİ YÜRÜK’ÜN HATIRALARI22 Ekim 2019 Salı 14:02
  • BÜYÜKLERE OYUNCAK: CEP TELEFONU1 Ekim 2019 Salı 11:26
  • BİZİM MÜZİĞİMİZ, BİZİM TÜRKÜLERİMİZ25 Eylül 2019 Çarşamba 10:14
  • BEĞENMEZ28 Ağustos 2019 Çarşamba 11:08
  • BİZİM DELİLERİMİZ20 Ağustos 2019 Salı 10:19
  • BİR MEVTAYA MEKTUP9 Ağustos 2019 Cuma 09:43
  • BELEŞCİLİK VE BELEŞCİLER30 Temmuz 2019 Salı 11:36

  • Tarsus Vilayet ©2006 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Mersin Haber ,Mersin ,Mersin Haberleri ,Mersin Son Dakika ,Mersin Tren Saatleri ,Mersin Hava Durumu
    Oluşturma süresi(ms): -1